|
|
| |
|
|
 |
| |
İyi Eğlenceler!
|
 |
Sağlık /
Cinsellik:
Sperm Babalığını Kabul Eder
misiniz? |
Sperm bankası aracılığıyla anne olmak, birçok
gelişmiş ülkede uygulanan bir sistem. Ancak bizim
ülkemizde yasalar bunu resmen engellemese de, izin
de vermiyor. Peki, dönem dönem tartışılan bu sperm
donörlüğü nedir ve hangi şartlarda uygulanır?
Sperm bankaları, şartları uygun erkeklerden, belirli
kriterler dahilinde spermleri alınarak, dondurulup,
bunları çocuk sahibi olmak isteyenlere veren
merkezlere deniyor. Ülkemizde, çeşitli yasal, sosyal
ve toplumsal nedenlerden dolayı sperm bankaları
bulunmuyor. Ancak gelişmiş ülkelerde bu uygulama
ortalama 80’li yıllardan beri devam ediyor. Aslında
böyle merkezlerin geçerli mantığı ortada: Kadın
mutlaka anneliği yaşamak istiyor, ancak eşinin
spermleri kesinlikle buna uygun değil veya kadın bir
erkekle birlikte olmadan çocuk sahibi olmak istiyor.
İşte böyle durumlarda bu tip merkezler devreye
girerek, çözüm getiriyor. Sperm bankaları ve
donörlüğüyle ilgili bilgileri, Kadın Hastalıkları ve
Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ümit Özekici’den aldık.
Anonim donörlük tercih ediliyor
Eğer erkeğin normal menisinden sperm mevcut değilse,
önce o erkeğin hormon ve genel değerlendirmeleri
yapılıyor. Koşullar uygun görüldüğü taktirde, ya
epididim kanalından ya da spermin oluştuğu tesdisten
enjektör yardımıyla veya biyopsi alınarak sperm
arayışına gidiliyor. Buralardan spermin bulunması
durumunda mikro enjeksiyon yapılabiliyor. Ancak
sperm çıkmıyorsa, aile ya çocuk yapmaktan vazgeçiyor
ya da uygun sperm arayışına gidiyor.
Bir merkezden sperm almak gibi işlemlerde, donör
denilen vericiden üç şekilde sperm ya da yumurta
toplanabiliyor. Bir; donör gönüllü olarak spermini
ya da yumurtasını hibe ediyor. İki; kişi birinci ya
da ikinci derece yakınlarına bilgileri dahilinde
sperm ya da yumurta veriyor. Üç; donörden anonim
olarak sperm alınıyor. Yani alıcı da, verici de
birbirini tanımıyor. Birbirini tanıyarak sperm ya da
yumurta bağışında sakıncalar görüldüğünden,
günümüzde daha çok anonim yol uygulanıyor. Burada ne
alıcı, ne verici, ne de başka yakınlar hiç bir
şekilde kime sperm ya da yumurta verdiğini veya
kimden aldığını bilmiyor. Bu yöntem hukuken de uygun
görülüyor. Bazı ülkelerde bu şekilde dünyaya gelen
çocuk, 18 yaşından itibaren arzu ettiği takdirde,
kendisinin doğumu için yumurta ya da sperm veren
kişileri öğrenebiliyor. Ancak uluslararası kanunlara
göre; ne alıcı, ne verici, ne de doğan çocuk karşı
taraftan herhangi bir miras ya da hukuksal bir talep
içersine giremiyor. Bununla birlikte, başkasının
yumurtasıyla gebe kalan kadınlar da, yumurtayı
veren, yani genetik anneden veya karşı taraf da
çocuktan herhangi bir hak iddia edemiyor.
Donörler üzerinde ciddi araştırmalar yapılıyor
Sperm bankası oluşturulması çok ciddi bir olay.
Buralara belirli kurallara uygun erkekler başvurup,
sperm veriyorlar. Bu spermler de bazı işlemlere
tabii tutulduktan sonra, birtakım kimyasal
ortamlarda süratle donduruluyor.
Böyle bir uygulama için gerekli şartlar şunlar:
Sperm bankasına sperm verecek erkek 18 - 30 yaş
arası olmalı. Bu vericilerin kan grubu, bütün
biyokimyasal parametreleri, kalıtsal hastalıkları,
bedensel özellikleri, zihinsel özellikleri,
ailesinde herhangi bir hastalığın veya sakatlığın
olup olmadığı araştırılıyor. Yani, kişinin zeka veya
beden düzeyinde bir sorunun olup olmadığı, metabolik,
kalıtsal, psikiyatrik hastalık yönünden en ufak bir
kusurun sözkonusu olmadığına dikkat ediliyor. Genel
prensipte bu kategorilere uyan kişiye önce serolojik
testler yapılıyor. Hepsi negatif çıktıktan sonra
kişiden örnek sperm alınıyor, inceleniyor ve özel
yöntemlerle donduruluyor. Altı ay kadar sonra kişiye
tekrar aynı testler uygulanıyor. Yine herhangi bir
hastalık ortaya çıkmamışsa, alınan spermler, talep
eden kişilerde kullanılabiliyor.
Uluslararası boyutta böyle çalışmalar yapan çok
sayıda kuruluş var. Bunlar o kadar ayrıntıya giriyor
ki, temel olarak bu özelliklere sahip kişilerde, bir
de vericiyle alıcı arasında bazı benzerlikler
arıyorlar. Bunlardan biri, tabii ki kişilerin kan
grubu. Diğeri ise; doğal ten, saç ve göz rengi, boy
ve kilo oranları. Bütün bu değerler psikolog ve
psikiyatristler tarafından irdelenip, davranış
şekillerine göre ayarlanıyor.
Dünyada yapılan uygulamalarda, ileriye yönelik
bağlantılı kişilerin oluşmaması için, bir kişi
belirli bir sayıdan fazla sperm örneği veremiyor.
Yani bir kişinin verdiği sperm örnekleri geniş zaman
içerisinde ancak 10 kez kullanılabiliyor. Ancak,
uluslararası uygulamalarda, kişinin istemesi
halinde, ileriki yıllarda uygulamak üzere aynı sperm
bekletilebiliyor.
Yumurta dondurmak çok daha zor
Sperm bankasının yanısıra, yumurta bankası diye bir
kuruluş sistemi yok. Çünkü sperm dondurulup
çözüldükten sonra dölleme yeteneği yüzde 80 – 90
oranlarında oluyor. Ancak yumurta dondurulup
çözdükten sonra, elde olan tekniklere göre işlevi
yüzde 40 – 50 oranlarda korunabiliyor. Ayrıca
yumurtaya göre sperm bulmak çok daha rahat. Üstelik
bir kişiden çıkan yumurtanın miktarı ve kalitesi
daha kısıtlı. Günümüzde uygulanan yumurta
donörlüğünde, uygun verici bulunduktan sonra, anne
adayıyla donör aynı zamanda tedaviye alınıyor.
Vericiden toplanan yumurtalar döllendikten hemen
sonra annenin rahmine yerleştiriliyor.
Her ülkenin kendine göre yasal düzenlemeleri var
Sperm donörlüğü, bir ülkenin sosyal yapısı, gelenek
göreneklerine bağlı olarak çeşitli yasalar
çerçevesinde uygulanıyor ya da uygulanmıyor.
Türkiye’de halk, yumurta donörlüğüne sıcak
yaklaşırken, sperm donörlüğüne uzak bakıyor. Fakat,
örneğin Almanya’da yumurtayı koruma kanunu diye bir
yasa var. İstediğiniz kadar sperm bulabiliyorsunuz,
ancak yumurta nakli uygulayamıyorsunuz.
Bunun yanında Amerika, Belçika, İtalya, Almanya,
İngiltere gibi çok sayıda gelişmiş ülkede sperm
donörlüğü, çeşitli merkezlerde resmen uygulanıyor.
Günümüzde Kıbrıs Türk kesiminde de tüp bebek ve
sperm donörlüğü uygulayacak bir merkezin kurma
çalışmaları sürdürülüyor. Prof. Dr. Ümit Özekici, bu
konuyla ilgili şunları söylüyor; “Biz Türk
uzmanları, Kıbrıs Türk kesiminde kurulacak olan bu
merkezdeki meslektaşlarımıza bilimsel destek
veriyoruz. Bizim bu olaya danışmanlık bazında sıcak
bakmamızın tek sebebi; her yıl yüzlerce Türk çiftin
donör uygulaması için yurtdışına gidiyor olması.
Türkiye’deki yasalar çerçevesinde bu çiftlere
yardımcı olamıyoruz.”
Kıbrıs Türk kesiminin sosyal ve yasal uygulamaları,
sperm donörlüğünü engelleyecek özellik taşımıyor.
Böyle bir merkezin kurulmasındaki bir başka amaç,
Ortadoğu gibi civar ülkelerden de bu tip bir
uygulama için talep gelecek çiftlerin fazla olması.
Prof. Dr. Ümit Özekici, bütün Ortadoğu ülkelerinde
böyle bir arayışın olduğunu vurguluyor ve sözlerine
şöyle devam ediyor; “İsrail’de bu konu yasal
olmasına rağmen, yine de olaya katı
yaklaşılıyorlar.” Kısaca, kendi ülkelerinde
uygulanmasa da, yine de ihtiyacı ve talebi olan
çiftler kendilerine başvuracak bir adres buluyorlar.
Sperm bankası neden gerekli?
“Bu konuda Türkiye’de yıllardan beri yasa teklifleri
var. Özellikle Ankara’da çalışan öğretim üyeleri,
kadın doğumcular ya da kısırlıkla ilgilenen
uzmanlar, bu konuyu sürekli sıcak tutuyorlar. Fakat,
belki de çeşitli partilerde ‘bu konuyu ilk öne süren
biz olmayalım’ kaygısı var. Olayı halk bazında
izlerseniz, Türkiye’de tüp bebeği uygulamanın
maliyeti ortalama 2500 dolar civarlarında. Donör
uygulaması için yurtdışına gidildiği zaman,
konaklama, ulaşım gibi masraflar çerçevesinde ödenen
miktar birkaç katına çıkıyor. Günümüzde Amerika’da
böyle bir uygulama ortalama 20 – 25 bin dolar
dolaylarındayken, İngiltere’de 10 bin dolar,
Belçika’da da 15 bin dolar civarlarında. Bu nedenle
böyle bir konuyu oturup düşünmek gerekiyor.”
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Prof. Dr. Ümit Özekici |
Kaynak:
ailem.com'dan
alınmıştır |
|
|
|
|