|
|
| |
|
|
 |
| |
İyi Eğlenceler!
|
 |
Sağlık: Gözyaşlarınızı
ertelemeyin
Duygusal bir film
karşısında hıçkırarak ağlayan kadınlar, kendi hayatların daki
büyük acıları soğukkanlılıkla karşılayabilirler. Oysa
duyguları bastırmak, gelecekte daha büyük psikolojik
sorunlar yaratır.
Doğum nasıl doğal bir olay ise, ölüm de öyle.Tıp
dünyasındaki gelişmeler sayesinde bazı bölgelerde
ortalama insan ömrü daha uzun olabiliyor. Fakat sonucun
hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği de kesin.
Şimdi ‘Ben ölecek miyim.... ‘ diyerek ağlamaya mı
başlayalım? Elbette hayır. Ölümü mümkün olduğu kadar az
düşünüp, bize verilen zamanı değerlendirmeye
çalışmalıyız. Büyük acılar bizi bulduğu zaman da,
uygulamamız gereken yöntem çok farklı olacak.
Kadınların bazı davranışlarına akıl erdirmek çok zordur.
Önemsiz sıkıntılar çoğu zaman onlara bol bol gözyaşı
döktürür. Ama büyük acılar karşısında
soğukkanlılıklarını muhafaza edip bir damla gözyaşı
dökmemeye çalışırlar.
Kadınların böyle davranmalarının başlıca nedeni,
gerektiğinde ne kadar güçlü olduklarını göstermektir.
Kadınların hepsi böyle davranır diye bir iddiamız yok.
Ama film izlerken ağlayan kadınların bir bölümü, filmde
yaşanan acıları kendi hayatlarında yaşarken çok farklı
davranıyorlar.
Kadın, genç sayılabilecek bir yaşta hayata veda eden
eşinin arkasından ağlamaya çekiniyor. Artık evinin tek
yöneticisi olduğu düşüncesi, kadının göz pınarlarında
biriken yaşları kurutuveriyor.
Evin idaresi, çocukların sorunları derken acısını
yüreğine gömüp, ele güne karşı da dimdik ayakta kalmaya
çalışıyor. Ve genellikle de bunu başarıyor.
Bir süre için, evet sadece bir süre için o evde her şey
yolunda gidiyor. Annelerinin soğukkanlılığı sayesinde,
hayatlarını eskisi gibi devam ettiren çocukların baba
özlemi yavaş yavaş kayboluyor. Her şeyin yolunda gittiği
sanıldığı sırada ise acısını yüreğine gömen kadının
psikolojik sorunları, aileyi yeniden sıkıntıya sokuyor.
Anılar için şükretmeli
Bastırılmış duygular, kadının ruh sağlığına zarar
veriyor. Eşinin mezarı başında iki damla gözyaşı
dökmeyen kadın, yıllar sonra yaşama sevincini
kaybediyor. Evet, kabul ediyoruz, insanın acılar
konusunda başkalarına tavsiyelerde bulunması kolay.
Aslında ateş elbette düştüğü yeri yakar.
Ama uğradığı felaketten sonra mantıklı düşünme
yeteneğini kaybeden kişilere de yardımcı olmak gerek.
Yakınlarını kaybeden kadınların yaşadıkları sürece
kayıplarının yasını tutmaları beklenmemeli. Aksine bu
kişilerin eski normal yaşantılarına dönebilmeleri için
onlara yardımcı olunmalı.
Ağlamamak, kaybedilen kişinin unutulduğu anlamına da
gelmez. Kadın o kişiyle geçirdiği güzel günleri anarken,
böyle güzel anılara sahip olabildiği için sevinmeli.
UZMAN GÖZÜYLE
Kişilerin acılarını bastırmaya çalışmaları, ruh sağlığı
açısından çok sakıncalı. Psikiyatristler, onlara
başvuran hastalarının çoğunun bastırılmış duygularının
kurbanı olduklarını belirtiyorlar. Acıların kadını olmak
kadar, gerektiğinde acıları dışa vurmamak da ruh sağlığı
açısından çok sakıncalı. Uzmanlar, özellikle kadınların
büyük acılara bu şekilde göğüs germelerini doğru
bulmuyorlar. Kadın, büyük bir kayba uğradığı zaman hiç
çekinmeden ağlamalı, yüreğini saran üzüntüyü dışarı
vurmalı. Küçük olaylar karşısında paniğe kapılan
kadınların büyük acılara karşı nasıl böyle dayanıklı
olabildikleri de ayrı bir araştırma konusu. Gerçek
acıları yok saymak, kişinin kendini ve yakın
çevresindekileri kısa bir süre için aldatabilmesini
sağlıyor. Ama daha sonra olacakların herkese büyük zarar
vereceğini belirtelim.
Hastalıklar paylaşılmalı
Tehlikeli bir hastalığa yakalandığını öğrenen kadın ne
yapmalı? İçindeki acıyı üzüntüyü gizlemeyi alışkanlık
haline getiren kadın, hastalığını da yakınlarına
açıklamak istemez. Fakat eninde sonunda durumunun
bilinmesi gerekecektir. Ciddi hastalık teşhisi elbette
kadını sarsacaktır. Duygularını, korku ve endişelerini
ona en yakın olan kişilerle paylaşması doğru olur.
Hastalığı atlatacağına inanmak ve hayata sımsıkı
sarılmak, en etkili ilaçtan daha yararlı olacaktır. Eğer
hastalanan kişi, kadının bir yakını ise, onun karşısına
geçip durmadan gözyaşı dökmesi yanlış olur. Soğukkanlı
davranmalı. Endişesini, sıkıntısını, hasta yakınına
belli etmemeli.
Yazan: Lauren Picker
Derleyen: Azize Bergin/ Kelebek |
|
|
|