|
|
| |
|
|
 |
| |
İyi Eğlenceler!
|
 |
Sağlık /
Cinsellik:
Ergenlik Döneminde Cinsellik
|
Ergenlik Döneminde Yaşanan Fiziksel Değişimler
Nelerdir?
Genel
olarak ele aldığımızda bu dönemde gençlerde fiziksel
olarak değişiklikler gözleniyor. Boyları uzuyor,
kiloları artıyor, cinsel organlarda değişiklikler
oluyor. Yüzde sivilce oluşuyor. Gençler cinselliği
keşfetmeye başlıyorlar. Ancak yetişkinler dünyasına
adım atmaya hazırlanan gençte fiziksel gelişme olsa
bile, ruhsal gelişme aynı oranda olmadığı için bir
uyumsuzluk oluşuyor. Ruhsal donanımları fiziksel
gelişimleriyle orantılı olmadığı için bir iç çatışma
yaşanıyor.
Bu Dönemde Gençler Psikolojik Olarak Nasıl
Etkilenir?
Ergenlik döneminde genç kendisini yalnız hisseder ve
vücudundaki, ruhsal dünyasındaki değişikliklerden
korkar. Cinsel anlamda farklılıklar yaşar ve
hissettiği bu karmaşayı dile getirmekte zorlanır.
Yaşadığı bu hassas döneme ailesini katmakta
zorlanır. İçinde bulunduğu her şeyi reddeden bir
tutuma girebilir. Bu da onun fiziksel ve ruhsal
yapısını bloke edecektir.
Bu dönemde birçok ailenin çocuklarının birdenbire
yetişkin olmalarını kolay kabullenemediklerini
gözlüyorum. Anne babalar okuldaki ödevlere, arkadaş
seçimine, gelecekle ilgili planlara fazla müdahale
edebiliyorlar. Gençlerle yaptığımız psikoterapilerde
birçoğundan "arkadaşlarıma, babama çok şey
anlatabilirim. Ama benim gerçekten kim olduğumu,
içimden gerçekten neler geçtiğini asla söyleyip
anlatamam" sözlerini duyuyoruz. Bu sözlerde
yetişkinler dünyasına çok önemli mesajlar var.
Gençler için bu dönemde okul, arkadaşlar ve
ebeveynler çok önem kazanıyor. Genç, farklı olma,
kendini akıllı bulmama duygusu, kendisinin ve
ailenin beklentilerine ayak uyduramama duygularıyla
mücadele ediyor. Yetişmekte olan gençler için kendi
bedenleri çok önemli bir problem teşkil ediyor.
Nasıl gözüktüklerine inanılmaz derecede önem
veriyorlar. Tabii bunda ergenlik dönemi kadar ve
medyanın kadın-erkek kavramıyla ilgili oluşturduğu
prototipler de çok etkili oluyor. Aileler de
cinsellikle ilgili kültürleri sınırlı olduğu için
gençlere çok fazla yardımcı olamıyorlar. Türkiyedeki
eğitim sisteminin yalnız başarıyı hedeflemesi gencin
ruhsal ve bedensel gelişimini ön plana almaması
bütün yükü ailenin omuzlarına yıkıyor.
Birçok genç erken yaşlarda iş aramaya başlıyor.
Bağımsızlığı için kararlar almak istiyor. Ancak
bağımsız olmak için attıkları adımlar yetişkinler
dünyasında gerekli ilgiyi bulamayıp ciddiye
alınmıyor, ya da reddedilip geri çevriliyor.
Ailelere Öneriler?
Anne babalar ergenlik dönemindeki gençleri ciddiye
alıp dinlesinler. Onların görüşlerine, duygularına
önem verip sevgi ve desteklerini hiç eksik
etmesinler. Bu dönemde gencin anne ve babası ile
ilişkisindeki dil çok önemlidir. Örneğin yeni
yetişen bir genç kıza babasının yaklaşımı farklı tip
sonuçlar getirecektir. “Senin böyle kısa giyinip
oranı buranı göstermeni istemiyorum” yerine “Senin
güvenliğin açısından tedirginim. Seni dışardaki
bilinmeyen bu dünyada kaybetmekten korkuyorum. Bu
yüzden dikkatli olmanı istiyorum” demek daha dürüst
ve sağlıklı bir mesaj olacaktır. Eğer bütün çabalara
rağmen, problemler çözülemiyorsa, genç kendini dış
dünyaya kapamışsa, muhakkak bir çocuk genç
psikoterapistine başvurmalarını öneriyorum. Son
derece modern,gencin sahip olduğu potansiyele
yönelik tekniklerin ön planda tutulduğu terapi
yöntemiyle bu sancılı dönem kısa sürede
atlatılabilir. Gence özgüveni kazandırılabilir.
Yetişkinler dünyası ve onun beklentileriyle başa
çıkabiliecek iletişim modelleri ve donanımını
kazanması sağlanabilir. Böylelikle bu kritik dönem
psikoterapi yardımıyla gence ve aileye hasar
vermeden atlatılabilir.
Ergenlik Sorunlarını Aşmak İçin Neler Yapmalı?
Aileler bu dönemde cinsellikle ilgili konuları
çocuklarıyla konuşmakta zorlanıyorlar. Çünkü anne-
babalar birkaç kuşak öncesinden devraldıkları
dayatmacı kalıpçı modeli taşıyorlar. Bu konuda
konuşacak kültürleri sınırlı. Ama bir yandan da
medya birçok değer yargısını sorguluyor, herşey
hızla değişiyor. Aile buna ayak uyduramadığı için
genç ailesini de sorgulamaya başlıyor. Kuşaklar
arası kriz yaşanıyor. Gençlerin bu dönemde
yetişkinler dünyasının hakimiyetini reddettiğini
unutmamız gerekiyor. Bu yüzden ailelere sorunların
aşılması için gençlerin dünyasına inen bir eşlik
etme,paylaşma öneriyorum. Anneler kızlarıyla,
babalar da oğullarıyla sorunları paylaşabilir.
Örneğin cinsellikle ilgili yaşanan sorunlarla ilgili
kendisinin de ergenlik döneminden geçtiğini, benzer
sorunları yaşadığını anlatabilir, kendisini nasıl
hisettiğini, hangi sorunları yaşadığını sorabilir,
dinleyebilirler. Ama öğretici, dayatmacı bir
pozisyonla yaklaşmamaları gerekiyor.
Ergenlik döneminde okul, aile ve çocuk üçgeninin
ilişkileri iyiyse sorunlar en aza iniyor. Bu dönemde
okullarda da yaş gruplarına yönelik ortak grup
faaliyetleri oluşturulmalı. Gençler sorunlarını
paylaşmalı, içlerindeki sesi saklı tutarak
kendilerini bloke ettiklerini unutmamalılar. Aileler
gençlere sıkıntı duydukları konuları anlatacak bir
iletişim biçimi oluşturmalı. Ben yetişmekte olan
gençlerin onları algılayıp verdiği yerin ötesinde
daha geniş açılı ve akıllı olduklarını görüyorum.
Yaptığımız terapi çalışmalarında onların yetişkinler
dünyasındaki kalıp ve düşünceleri çok ciddiye
aldıklarını gözlüyorum. Bu yüzden bir çoğu toplumdan
ve ailelerinden aldıkları yanlış yönlendirmeler ve
mesajlar yüzünden güvensizliğe itilip ergenlik
döneminin pozitif yönlerini yaşamıyor, kendini
önemsiz görüyor. “Benim geleceğim ne olacak?” sorusu
gençlerin zihnini fazlasıyla tedirgin ediyor. Bu da
onları korkulu,özgüveni olmayan bağımsız davranmayı
öğrenemeyen, depresif bir pozisyona sürüklüyor.
Dr. Mehmet Zararsızoğlu |
Kaynak:
ailem.com'dan
alınmıştır |
|
|
|
|