|
|
|
|
|
 |
| |
İyi Eğlenceler!
|
 |
Türkü Hikayaleri : Yaşanmış
Türkü Hikayeleri ve Sözleri
Ereğli'den Çıktım Sökün Eyledim
|
|
Ali Ercan, Kara Kaş Gözlerin
Elmas ve Niğde Türküleri adlı kitabında "Sabi Baba"
isminde bir kişiden dinlediği bu türkünün hikayesini
aynen şöyle anlatmaktadır:
"Orta köyde Tahir efendi adında bir halk şairi
varmış. Bu zât sazını kendi zevki için çalarmış.
Altında atı, terkesinde sazı, şehir şehir, kasaba
kasaba dolaşırmış. Günlerden bir yaz mevsimi
Ereğli'ye gezmeye gidiyor. Şehre girmeden bir
ağaçlık, su kenarında bir kaç aşiret çadırına
rastlıyor. Çadırların bir tanesinden güzel bir kız
ellerindeki helkeleri,saçları iki bölük,yakınındaki
pınara su doldurmaya gidiyor. Tahir efendi kızı
görünce aşık oluyor. Kendisini tanıtıyor ve Allah'ın
emri ile de kıza evlenme teklifi yapıyor. Kız ise
Tahir efendiyi ayaktan başa kadar süzdükten sonra
teklifi kabul ediyor. "Yalnız babam Adana'ya gitti,
bir hafta sonra gelir, o zaman gel ve beni babamdan
iste" diyor.
Tahir efendi hemen geri Ortaköy'e döner ve en yakın
akrabasına,eşine,dostuna durumu anlatır ve bir
haftayı sabırsızlıkla bekler. O bekleye dursun
,kızın babası üç gün sonra dönüyor. Kızının
durumunda bir takım değişiklikler seziyor. Vaziyeti
başka bir şahıs tarafından da öğrenen baba,bu işe
asla razı olmuyor. Hemen çadırı,çatmayı yüklenip
Adana tarafına doğru yollanıyor. Bir hafta geçiyor
ve Tahir efendi dünürcülerini toplayıp Ereğli'ye
hareket ediyor. Çadırın olduğu yere geldikleri zaman
hepsi şaşırıyorlar. Çünkü çadırın yerinde yeller
esmektedir. Tahir efendi Sevgili Hüsne'sinin ayak
izinden başka hiçbir şeye rastlayamıyor. Sonsuz gam
tülüne bürünen Tahir efendi çeker sazını, vurur
mızrabını ve bu türküyü yakar."
Kaynak:
ERCAN,Ali,Kara Kaş Gözlerin Elmas ve Niğde
Türküleri,s.24,25,Niğde İl Basım
Evi,Niğde,1965
Öğrt. Gör. Hakan Tatyüz |
|
|
|
|